DÜNYAYI GEZMEYE İLK İSTANBULUMUZDAN BAŞLA
Recep Babacan
 

Değerli okuyucularım,

Bu yazımda, Eminönü'nde Yemiş İskelesi'nde bulunan, Hazreti Peygamber'in maneviyatta sabah namazını kıldığı ve kıldırdığı cami olarak da bilinen, 1539 ve 1653'te çıkan yangınlarda kullanılamaz hale gelen Ahi Çelebi Camii'nin hikayesini aktaracağım.

Hikayesi ilginç. Büyük bir hekim olan Ahi Ahmet Çelebi, bu camiyi 1480 yılında doktorluktan kazandığı parayla inşa ettirdi.

Evliya Çelebi rüyasında kendini bir camide görür. Bu rüyadan sonra yola çıkar ve ünlü Seyahatnamesini yazar. O caminin adı Eminönü'ndeki Ahi Çelebi Camii.

Evliya Çelebi İstanbul'daki evinde uykuyla uyanıklık arasındaki rüyasında kendisini bu camide, minberin olduğu yerde görür. Yanına birinin geldiğini ve kendisinin Sa'd bin Ebi Vakkas olduğunu söylediğini belirterek, kendisine "Birazdan buraya bütün peygamberler, bütün sahabeler ve bütün alimlerin ruhları gelecek. En sonunda Peygamber Efendimizin, torunları Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Ehlibeyt ve On iki İmam bu camiye gelip sabah namazı kıldırıp gidecek" dediğini  aktarır.

    Evliya Çelebi'nin rüyasına Hazreti Peygamber'in girdiği caminin nurla kaplandığı, Hazreti Peygamber'in sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra Evliya Çelebi'ye ''Kamet getir'' dediği ve Çelebi'nin Bilal-i Habeşi ile müezzinlik yaptığı anlatılır...

Çelebi, Hazreti Peygamber'in sabah namazının farzını kıldırdıktan sonra kendisine “Kalk, Peygamber'in elini öp ve iste ne istiyorsan" denildiğini anlatır.

Çelebi, "Kalkıyorum Peygamberimizin yüzü kapalıydı, yüzünü açtı, o kadar güzel, o kadar heybetliydi ki birden hıçkırarak ağlamaya başladım. Resulullah'ın elini öptüm, bir büyükten ne istenmesi gerekiyorsa ben de onu yaptım" diye anlatıyor. "Şefaat ya Resulullah diyecektim, fakat heyecandan dilim sürçtü şefaat yerine, seyahat ya Resulullah dedim. Benim bu dil sürçmem Peygamber Efendimizin hoşuna gitti ve tebessüm ederek 'Şefaatim hak, seyahatin de mübarek olsun' dedi ve 'El Fatiha' diyerek camiden çıktı.

Peygamber çıktıktan sonra, Sa'd bin Ebi Vakkas camide en sona kaldı ve dedi ki 'Bak Evliya Çelebi, Peygamber'in şefaatini aldın, seyahat müsaadesi de aldın ve dünyayı gezmeye buradan başlayacaksın. Dünyayı gezmeye ilk sevgili İstanbulumuzdan başla' dedi.''

Ve böylelikle Evliya Çelebi'nin seyahati bu camiden başlıyor...

Camide çift mihrap bulunmaktadır. Bunun hikayesi ise, mihrabın birinin Peygamber efendimizin maneviyatta sabah namazı kıldırdığı yer olarak bilinmesidir. Mihrapta bulunan ışık aralıksız 7 gün 24 saat yanar.

Osmanlı zamanında, mihrabın soluna küçük bir mihrap daha eklenir, bunun sebebi ise Peygamber'in namaz kıldırdığı yerde, imamdan başka kimsenin namaz kıldırmamasıdır.

Bir sonraki köşe yazımızda buluşuncaya kadar esenlikler diliyorum.

Yorumlar