CORONAVİRÜS SALGINI VE EKONOMİ
İsmail Yücel
 

Corona virüs krizi tüm dünyada hayatta kalma kaygısı oluşturdu. Devamında belki de tarihin en büyük ekonomik krizlerinden birisini yaşayabiliriz.

1918-1920 yılları arasında Dünya tarihinin en ölümcül salgını olan grip salgını yaşandı. O tarihte dünya nüfusunun dörtte biri (500 milyon) salgına yakalandı, milyonlarca insan öldü.

Dünya, yaşanan corona virüs salgınına kadar bulaşıcı hastalık tehdidini maalesef çok ihmal etti ve hazırlıksız yakalandı. ABD, Çin, Rusya, Almanya, İngiltere ve İtalya gibi gelişmiş ülkeler belki de yaşadıkları güç zehirlenmesi sonucu oluşan tedbirsizliğin bedelini ödüyorlar.

En büyük nasihat ölümdür. İnsanlık, tarihin en etkili nasihatini alıyor.

Covid-19 ile birlikte Dünyanın yaşayabileceği beş büyük sorun var.

     ●   Sağlık sisteminin çökmesi

        Üretimin durma noktasına gelmesi

     ●   Talebin azalması sonucunca harcamaların durması

     ●   Tedarik zincirinde yaşanabilecek iflaslar

     ●   Finansal sistemde yaşanabilecek çöküş

Ekonomi; gelir, tüketim, tasarruf, yatırım, üretim ve tekrar gelir döngüsüdür. Corona virüs nedeniyle işyerleri kapanıyor veya sadece belirli saatlerde çalışabiliyor. Bu işletmeler çalışanlarını ücretsiz izne çıkarıyor veya işten tamamen çıkarabiliyorlar.

İşletmelerin iş yapamaması ve çalışanlarını işten çıkarması da gelir azalmasına neden oluyor.

Gelirin azalması; tüketimin ve tasarrufun azalmasına, tasarrufun azalması yatırımın azalmasına, yatırımın azalması da üretimin azalmasına neden olur. Bu da ekonomide küçülmeye ve refahın azalmasına yol açabilir. Tüketim malları üzerindeki vergileri düşürmek, yatırımı özendirmek için faizi indirmek, üretimi arttırmak için üreticinin vergisini ödemek bu krizde kalıcı çözümler olamayabilir.

16 yıldır, kamuda ‘ticaret tarafında’ yöneticilik yapıyorum. Ekonominin gerçek kahramanları olan ‘tacirlerimiz ile esnaf ve sanatkarlarımızla çalışıyorum, yıllardır kamu tarafında ticaretin içerisindeyim. Ben de çözüme katkı sağlamak için çalışıyorum, okuyorum, raporluyorum.

Tüm Dünya’da ülkeler yukarıda belirttiğim beş büyük sorunu aşabilmek için gecikmiş de olsa dizi dizi tedbirler alıyor.

Ülkemizde ise, corona virüs kaynaklı oluşacak ekonomik ve sosyal tahribatı azaltabilmek için aşağıdaki beş temel tedbirin alınması gerektiğini değerlendiriyorum.

     ●   Toplum sağlığı hizmetleri güçlendirilebilir.

     ●   Hazine, Merkez Bankası ve piyasadan borçlanarak kaynak oluşturabilir. Merkez Bankası'ndan yapılacak borçlanma, şeffaf bir şekilde kamuoyunun bilgisinde, 3 ile 5 yıl arasında bir vadeyle ve düşük faizle yapılmalıdır.

     ●   Tedarik şirketlerine ve üretim işletmelerine, gelirini kaybeden çalışanlara ve işletmelere acil nakit desteği sağlanabilir. Kira, elektrik, doğalgaz, su vb. ödemeler için borçluları adına alacaklı kişi ve kurumlara ödeme yapılabilir.

     ●   İşsizlik fonundaki para ile işyerini kapalı tutmak zorunda kaldığı için çalışanlarını işten çıkarmayı planlayanların, işten çıkarmaktan vazgeçmesi karşılığında çalışanlarının maaşlarını ödemek için kullanılabilir.

     ●   Tarımsal üretimimiz için, ihtiyacımızı karşılayabilecek ve hatta ihracata yönelik olacak nitelikte acil bir üretim planı hazırlanarak, uygulamaya alınabilir. Tarımda da sağlıkta olduğu gibi etkili bir Bilim Kurulu oluşturulabilir.

ABD 2 trilyon $’lık bir kriz paketi açıkladı. Paketin; 500 milyarı zorluk içerisindeki şirketlere ve 350 milyarı küçük işletmelere destek için, 250 milyarı bireylere doğrudan ödemeler, 250 milyar ise işsizlik ödeneği için kullanılıyor.

Ülkemizde de bir dizi tedbirler alındı, alınıyor. Ancak, ekonomik tahribatı önleyebilmek için ABD benzeri doğrudan destek sağlayan daha büyük bir kriz paketi oluşturulmalıdır, oluşturulabilir.

Hazinenin Merkez Bankası'ndan borçlanması sonucunda enflasyon yükselir denilebilir. Ancak, enflasyonun yükselmesi için; paranın bollaşmasının yanında talep artışının da oluşması gerekir. Ayrıca bazı kişi ya da grupların zorunlu mal ve hizmetlerin pazarı üzerinde oluşturabilecekleri hakim durumları kötüye kullanmalarına göz yumulursa yani devlet bu durumlara engel olamazsa da enflasyon yükselebilir.

İnsanlığın büyük bir bela ile uğraştığı böyle bir krizde enflasyon kaygısı çok da öncelikli olmayabilir.

Corona virüs salgınına karşı Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca, Bilim Kurulu ve tüm sağlık çalışanları fedakarca çok başarılı bir mücadele yürütüyorlar, hepsine minnettarız.

Ancak ciddi bir koordinasyon sorunu olduğu anlaşılıyor.

Sağlık, Hazine ve Maliye, Tarım ve Orman, Ticaret, ve İçişleri Bakanlıkları ile Belediyelerin, TOBB, TESK ve TÜRKİŞ gibi iş dünyasının çatı kuruluşlarının daha iyi bir koordinasyon içerisinde çalışabilmesine ihtiyaç vardır.

Nitekim, 10 Nisan 2020 akşamı sokağa çıkma yasağının ‘basın aracılığı ile detayları ve istisnaları belirtilmeksizin' duyurulması sonrasında yaşananlar tam bir öngörüsüzlük ve koordinasyonsuzluk göstergesidir.

Bu durum, hizmet kalitesi açısından Devletimizin geldiği olumlu aşamaya, sağlık çalışanlarının emeğine, hassasiyetle tedbirlere uygun davranan vatandaşlarımıza büyük haksızlık olmuştur.

Devletin sahibi Millettir ve Devlet; Milletin sorunlarına çözüm üretmek, planlamak ve tüm etkileri ölçülmüş tedbirler alabilmek için vardır.

Bu kötü tecrübenin sonuçlarının korktuğumuz gibi olmaması için dua edelim. ‘Bir musibet bin nasihatten iyidir’ deyişinde olduğu gibi; o gece yaşananlardan ‘başta sorumlular olmak üzere’ herkesin gerekli dersi çıkartması gerektiğini değerlendiriyorum.

Bu satırları yazarken, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun sokağa çıkma yasağıyla ilgili tüm sorumluluğu üzerine alarak istifa ettiği haberini aldım.

Sayın Soylu özellikle terörle mücadelede başarılı olmuş önemli bir isimdir. Kendisi bu kararıyla Devlet adamı sorumluluğunun gereğini yaparak, erdemli davranmıştır. Hizmetleri için kendisine teşekkür ederiz.

Bu kararı örnek demokrat bir tavır olarak değerlendiriyorum. Bundan sonra kamuoyunu etkileyecek benzeri olaylar için de emsal alınması gereken önemli bir tavır olduğunu düşünüyorum.

Yazımı tamamlamadan, Sayın Soylu'unun istifasının Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmeyeceği bilgisini aldım. İstifanın kabulü hususu elbetteki Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleridir.

Evde kalarak, hayatı eve sığdırarak tedbirli olmaya devam edelim.

En önemli tedbirimiz de birlik ve beraberliğimiz olsun.

Birbirimize ve Devletimize olan güvenimizi kaybetmemeliyiz.

Eksikleri, ayıpları örtebiliriz. Çevremize bakalım. Evlerimizden de görebiliriz, duyabiliriz, derman olabiliriz, hayırda yarışabiliriz.

Birlikte başaracağız inşallah.

Sağlıkla kalın.

Yorumlar